MERMİ GİBİ OLMAK

Hamd ,Alemlerin Rabbi Allah’a ( Subhanehu ve Teala) ;salat ,O’nun mahlukatının en hayırlısı Muhammed’e (sav), âline ve bütün ashabına olsun.

İnsanoğlu Dünya’ya gelişinden itibaren Allah ‘ın ( Subhanehu ve Teala) sunduğu birçok nimetle karşılaşır. Bu nimetler karşısında kimi insan şükrederken kimi insan şükretmek yerine daha da azgınlaşarak isyan etmeye kadar ilerler. Verilen nimetler şükretmeyi ve kendisine ,çevresine faydalı şekilde kullanmayı da beraberinde getiriyor. Ama ne yazık ki insanoğlu Allah ‘ın ( Subhanehu ve Teala) vermiş olduğu nimetler karşısında şükretmek ,daha fazla kulluk etmesi gerekirken nankör olmayı, daha da azgınlaşarak nimetleri kendisinden bilmeye başladı.

Bu nimetler , kimi zaman hayır da kullanıldı kimi zaman da şer işlere alet edildi. Yeri geldiğinde dilimize sahip çıkamadık nice kalpler kırdık,yeri geldiğinde haksızlıkları görmezden geldik. Bu halimiz bizleri birbirimizden ayrıştırdı,ötekileştirdi. Bizden olmayana düşman gözüyle bakmaya başladık,dinlemeyi unuttuk,saygı ve sevgiye dair söylemler tarihe karışır hale geldi. Bunların ana sebebi ise verilen nimetlere şükretmeyip nankörleşmemizdir. Ne zaman ki şükrü terkettik, nimetleri kendimizden veya başkalarından bildik ve daha çok mal biriktirme hayaliyle kulluğumuzun gerektirdiği hallerden uzaklaştık; Allah ( Subhanehu ve Teala ) ,rahmetini üzerimizden çekip aldı.

Her verilen nimetin bir de hesabı olduğunu unutmamak gerekir. Kaybolan bu düşünceleri hatırlayıp tekrardan hayata entegre etmek ve bu unutulmuş ,anlamını yitirmiş kavramları tekrar yeşertmek için harekete geçmemiz gerekiyor. Rabbimizin nimetlerini rızasını kazanacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer ki amacı dışında ve şer işlere alet edecek olursak Allah ‘ın ( Subhanehu ve Teala) rahmetini yitirmiş ve ziyana uğrayan kullarından oluruz.

Bir misal verirsek;

Bu mermiler beyin cerrahide tümör ameliyatlarında tedavi amaçlı kullanılıyor. Aynı mermileri bir namluya sürdüğümüzde ise bir cana mâl olabiliyor. sonucu senin kullanım şeklin belirliyor, işte imtihanda tam bu noktada başlıyor.

Başka bir misal verelim;

Mesela ‘dilimiz’:
dilinle kalp mi kırıyorsun, gönüller mi yapıyorsun? Sadra şifa kelimeler mi çıkıyor ağzından yoksa kişinin elinde kalan son umudunu da sen mi yerle bir ediyorsun tek bir cümlenle? Haksızlık karşısında sesin çıkıyor mu yoksa dilsiz şeytanlardan mısın? Mermi gibi insanların kalplerini/akıllarını dağıtmaya mı yoksa fitneyi/kötülüğü çekip yüreklerden çıkarmaya mı döndürüyorsun dilini? Peki ‘ya hayr konuş ya da sus’ hadisi şerifini duydun mu, susmayı ne zaman öğreneceksin?

Bu misalleri kulağımıza küpe edip unutmamalıyız. Nimetlerin hakkını vermek, hayır üzere kullanmak üzere hareket etmeliyiz.

Rabbim bu bilinçte hareket etmeyi ,insanlara faydalı olmayı,Hakkı gizlemeden değiştirmeden haykırmayı,nimetlere hakkıyla şükretmeyi nasip eylesin.

SELAM VE DUA İLE…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s